Hacivat Karagöz Oyunu

Türkler'in, varlığını ve popülaritesini yüzlerce yıldır sürdüren geleneksel gölge oyunu. Bu gösterinin önde gelen iki kahramanı Hacivat ve Karagöz'dür. Birer Osmanlı insanı olan bu iki sevimli kahraman, aslında birbirine taban tabana zıt yaratılmış iki karakteri simgeler. Hacivat daha kentli, kalender, bilgiç ve uyanık, Karagöz ise daha taşralı, saf ve yufka yüreklidir. Oyunların ön planında bu iki figüran bitmez tükenmez fikir ayrılıkları ve itişip kakışmaları yer alırken, daha arka planda gelip geçen bir dizi yan karakter de öykülere renk katar.

Hacivat ve Karagöz'ün İstanbul'da, gerçekten yaşamış iki inşaat işçisi olduklarına dair güçlü bir rivayet varsa da, bu iddianın hiç bir tarihsel dayanağı bulunmamaktadır. Rivayete göre, Mimar Sinan'ın projesini çizdiği büyük camilerden birinde kalfa olarak çalışan bu iki genç adam, gün boyunca şantiyede sürekli gevezelik edip işlerim aksatmakta, yaptıkları yetmiyormuş gibi anlattıkları komik öykülerle diğer işçilerin çalışmasına da engel olmaktadırlar. Öyle ki Hacivat ve Karagöz'ün dikkat dağıtan muhabbetleri nedeniyle bir süre sonra caminin inşaatı durma noktasına gelir. Şantiye şefi bu İkiliyi hem sevmekte, hem de sorumsuzlukları nedeniyle çok kızmaktadır. Kahramanlarımız günün birinde cami inşaatını denetlemeye gelen padişahın hışmına uğrarlar. Bunların olumsuz ününü daha önceden duymuş olan Padişah, inşaatta bir arpa boyu bile yol alınmadığını görmüştür.

Tarihsel belge ve bilgilerle desteklenemeyen bu olay, bugün için Hacivat ve Karagöz'ün kökenlerine ilişkin bilinen tek öyküdür.

Karagöz gölge oyununun figürleri Osmanlılar döneminde deve derisinden yapılırdı. Bugün sözkonusu malzemeyi bulmak eskisi kadar kolay olmadığından, şimdiki sanatçılar aynı figürleri saydam mukavvadan da üretmektedirler. İnsan ve hayvan figürlerinin hareketli kısınılan ayrı ayrı çizilerek sonradan eklem yerlerinden birbirlerine bağlanır, böylelikle esnek gövde hareketleriyle oyuna belli bir tempo kazandırılır.

Yine eski zaman gösterilerinde, karakterlerin görüntülerinin yansıtıldığı perde arkadan yağ kandilleriyle aydınlatılırdı. Bugün ise aynı aydınlatma için elektrik kaynaklarından yararlanılmakta, salonun her köşesine eşit düzeyde ses ulaşabilmesi için arka planda gösteriyi yürüten kuklacı da elektronik bir mikrofona konuşmaktadır.

Televizyon yayınlarının çeşitlilik kazanması, sinema salonlarında yüksek teknoloji ürünü filmlerin gösterilmesi ve diğer eğlence türlerinin yaygınlaşması gibi nedenlerle, çağımızda Hacivat ve Karagöz'e yönelik toplumsal ilgi büyük ölçüde azalmışsa da bütünüyle sönmüş değildir. Kendine özgü büyülü bir dünyası olan bu gösteri, günümüzde bile onca alternatif eğlenceye karşın usta bir sanatçının elinde çocukları ve gençleri yine kolayca ekran başına bağlayabilmektedir. Bunda hiç kuşkusuz ki Karagöz ve Hacivat ile onlara eşlik eden bütün yan karakterlerin toplum içinde her zaman karşılaşılabilen türden 'yaşayan tipler' olmasının büyük rolü vardır. Bazı televizyon kanalları ve film yapımcısı şirketler, geleneksel 'perdeye yansıtma' tekniğiyle yapılan gösterilerin organizasyon zorluklarını dikkate alarak bu iki gölge oyunu kahramanım çizgi film tekniğim kullanarak televizyon ekranlarına taşımakta, Karagöz ve Hacivat'ın yeni kuşaklarca iyiden iyiye unutulması bu yolla engellenmektedir.

Karagöz ve Hacivat, video film olarak satıldığı dünya ülkelerinde de neşeli diyalogları, sevimli kahramanlan ve öğretici öyküleriyle büyük ilgi görmüş bir gösteridir. Türkiye'de bu amaçla üretilmiş olan çizgi diziler 1980'ler ve 90'larda Avustralya'dan Almanya'ya kadar bir çok ülkeye satılmış, o ülkelerin televizyonlarında çocuklara yönelik programlarda gösterilmiştir. Ayrıca, İngiltere'nin başkenti Londra'da bulunan dünyaca ünlü 'Sinema Müzesi'nde de Hacivat ve Karagöz'e ayrılmış küçük bir köşe vardır. Burada her iki kahramanın çağdaş sinemanın temellerini atan köklü bir gölge oyunu geleneğinin yıldızları oldukları vurgulanır.

01 / Ağu / 2018