Verem Savaş Haftası

Mutlu olmanın ilk şartı sağlıktır. Ne gariptir ki, ancak hastalandıktan sonra sağlığımızın değerini anlarız. Genellikle hastayken: «Bir iyileşeyim ondan sonra kendimi koruyacağım.» Diye de, kendi kendimize söz veririz. Ama iyileştikten birkaç gün sonra bu sözü unutur, bir daha sağlığımız bozuluncaya kadar hatırlamayız.

Halbuki, sağlıklı yaşamanın en önemli koşulu sağlıklıyken gereken tedbirleri almaktır. Dengeli beslenme, açık hava, bol güneş, temizlik kurallarına uyma bu tedbirlerin önemlileridir. Genellikle insanların hastalanmasına sebep olan mikroplar temiz ve güneşli yerlerde yaşayamazlar. Hele tüberküloz basili dediğimiz verem mikrobu güneşli ve temiz havada hiç yaşayamaz.

Verem, uzun yıllar milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş; bulaşıcı bir hastalıktır. Verem insandan insana bulaştığı gibi, hayvanlardan da bulaşabilir. 1882 yılına kadar verem mikrobu bilinmediği için, insanlar bu korkunç hastalığa karşı etkin bir tedbir alamamışlardır. Nihayet 1882 yılında (Bobert Koch) tüberküloz basilini yani, verem mikrobunu bulmuş; ancak bu tarihten sonra veremle bilinçli olarak savaşmak mümkün olmuştur.

Verem mikrobu solunum veya sindirim yoluyle insanlara geçer. Genellikle her organda yerleşerek hastalık meydana getirebilirse de, en çok akciğer, barsak, göz ve deride görülür. Bu mikrop beyin zan ve merkezî sinir sisteminde de hastalık yapabilir ki, böyle bir durumda çok daha tehlikelidir.

Verem mikrobunu alan her insan hemen hastalanmaz. Bu mikrop vücuda girdikten sonra, sinsice insanın zayıf anını kollar. Yakaladığı an hastalık başlar.

Sürekli ateş, terleme, bitkinlik, zayıflama ve kesik kesik öksürük bu hastalığın önemli belirtileridir. Gerekli tedbirler zamanında alınmazsa sonu ölümdür. İnsanlar, bu korkunç hastalığın pençesinden kendilerini kurtarabilmek için, uzun yıllar onunla savaşmak zorunda kalmışlardır. Son yıllarda, yapılan araştırmalar sonunda bulunan ilaç ve aşılar insanları bu afetten önemli derecede kurtarmıştır. Hele hastalık erken belirlenebildiği zaman kurtuluş mutlaktır. Ama önemli olan bu hastalığa yakalanmamaktır.

İlgililer halen dünyada 15 milyondan fazla veremli hastanın bulunduğunu, ortalama olarak her yıl 3 milyon insanın bu hastalıktan öldüğünü belirtmektedirler. Bu sayılar bize gösteriyor ki, verem insanlık için büyük bir afet olma niteliğini henüz yitirmemiştir. Onun için bu afetle savaşmayı sürdürmek zorundayız.

Bu savaşta en etkin silahımız dengeli beslenme, açık hava, bol güneş ve temizliktir. Veremden korunmak için önemli bir silahımız daha var, o da, vereme karşı bağışıklık kazandıracak olan «B.C.G.» aşısıdır. Bu aşıyı Basiliis Colburet Gverin adında bir bilgin bulmuştur. Aşıya onun adının baş harfleri verilmiştir. Ayrıca içki, kumar gibi kötü alışkanlıklar vücudumuzu yıpratacağı için kaçınılması gereken davranışlardır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yurdumuzun birçok yerinde açtığı hastaha-neler, dispanserler, sağlık ocakları ve gezici sağlık ekipleriyle bize yardımcıdır. Bu konuda bize yardımcı olan bir kurumumuz daha var: «Ulusal Verem Savaş Derneği». İşte bu demek yaptığı koruyucu ve iyi edici çalışmalarına bir yenisini ekleyerek, yurdumuzda 8-15 Ocak tarihleri arasını «Verem Savaş Haftası» olarak saptamıştır. Her yıl bu hafta süresince, bütün özel ve kamu kuruluşları halkımıza verem hastalığının sebeplerini, korunma yollarım açıklamakta, okullarımızda verem hastalığı, özellikle bir konu olarak ele alınıp işlenmektedir.

16 / Haz / 2018

Yorum Yazınız

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.